Yok Olma Noktasina Gelen Bir Ulkenin Mucizesi

Japonya, İkinci Dünya Savaşı öncesinde dünyanın, askeri güce sahip sayılı ülkelerinden biriydi. Güçlü donanması ile Pasifik Okyanusu 'nun hakimiydi. Bu okyanus ve civarında bulunan Filipinler, Birmanya, Java, Sumatra, Singapur gibi ülkeler Japon işgaline uğradı.

Japonya güçlü ordusu ile Mançurya 'yı işgal etti ve 1937 'de Çin 'e saldırdı. Aralık 1941 'de ABD donanmasına baskın düzenledi. Bu saldırı üzerine ABD, Japonya 'ya savaş ilan etti.

Japonya ile karada ve denizde savaşarak başa çıkamayacağını anlayan Amerika, 6 Ağustos 1945 'te Hiroşima 'ya, 9 Ağustos 1945 'te ise Nagasaki 'ye atom bombası attı. Yüzbinlerce insan birkaç dakika içinde öldü. Japon donanması battı. Orduları dağıldı. Savaş sonunda Japon sanayisi yok oldu. Kısaca Japonya yerle bir oldu. 1945 'te iki atom bombası ile yok olma noktasına getirilen Japonya, 30 yıl sonra ekenomik mucizeler yarattı.

Jponya örneği, Simurg efsanesi gibi, her yok oluştan sonra bir dirilişin mümkün olacağının en somut göstergesidir.

Peki ya Japonya bunu nasıl başardı?
Japon Tarihini Özetlersek:
İkinci Dünya Savaşı öncesinde çok güçlü olan Japonya, ABD 'nin Hiroşima ve Nagasiki 'ye attığı iki bomba ile yerle bir oldu. Taş üstünde taş kalmadı.

1950 yılında Japonya İmparatoru, halka bir deklarasyon yayımladı. İmparator halktan şunları istiyordu: "Japon halkının tekrar ayağa kalkması, refah düzeyinin yükselmesi, dünyada hak ettiği onurlu yerini tekrar alması için, çok çalışmalı, az seyahat etmeliyiz. Lüks otellerde kalmamalıyız, lüks restoranlara gitmemeliyiz, kendimizi üretime vermeliyiz. Çok üretip, daha az tüketmeyi yaşam tarzı haline getirmeliyiz."

Japon halkı, İmparatoru 'un bu tavsiyesini benimsedi. Gereğini yapmak için de fedakarca çalışmaya başladı.

Sene 1960 (10 yıl sonra), Japon oyuncakları dünyanın her yerinde görülmeye başladı.

Sene 1970, Japon arabaları, elektronik aletleri, oyuncakları dünya pazarını işgal ettiler.

Sene 1980, dünya Japonya 'nın ekonomik kalkınmasına "JAPON MUCİZESİ" adını verdi.

Sene 2007, Japonya 'nın kişi başına milli geliri 34.000$ oldu.

Yeraltı ve yerüstü zenginliği olmayan bir ada ülkesinin kısa zamanda bu noktaya gelmesi, tarihte eşi benzeri görülmemiş ekonomik bir kalkınmaydı.

Japonların, yöneticilerine inanıp güvenmeleri, İmparator 'un isteiğini yerine getirmeyi adeta ibadet saymaları, devletiyle, özel sektörüyle, çalışanıyla, yöneticisiyle aynı amaç uğruna tek yumruk olmaları, en kötü durumda dahi birlik ve beraberlik içinde birbirlerine inanarak, üzerlerine düşen fedakarlığı fazlası ile yapmaları, Japon mucizesini yarattı.

1 Yorum:

Tekin dedi ki...

Sıfırdan başlayıp bugünlere dek uzanan bir gelişmişlik öyküsü. Aslında Türkiye Devleti olarak da bizim arzuladığımız da bundan farklı bir şey değil. Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında geldiğimiz vahim durumdan sonra Atatürk gibi bir liderin ileri görüşlülüğü sayesinde bir takım merhaleleri atlattık. Fakat geldiğimiz noktayı unuttuğumuz ve varacağımız hedefi şaşırdığımız için bugün hala "gelişmeye çalışan ülke" konumundayız.
Bu türden bir hikayede
http://www.hafif.org/yazi/ataturk-un-cok-begendigi-kitap
adresinde bulunuyor. Bu öykü ise "Finlandiya"nın.