50. Yer (Görmeniz Gereken 50 Yer ve Yapımcısı)

Cumartesi akşamları saat 21.00'de ekrana gelen "Görülmesi Gereken 50. Yer" programının sıkı takipcisiyim. Programın yapımcısı Fatih TÜRKMENOĞLU 'nu kıskanıyor musunuz bilmem ama ben fena imreniyorum yaptıklarına. Onu görünce hep aklıma, eline kamerasını almış ve de nereye gittiginin önemi olmadan sadece gezmek ve de görmek amacıyla yola çıkmış bi maceracı ve de doğa aşığı olan bi muhabir ya da gezgin geliyor aklıma.

Aslında Fatih Türkmenoğlu da böyle tanımlıyor kendisini. Bi dergide, "kendisini gazeteci, yazar ve gezer olarak tanımladığını okumuştum." Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi’nin Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden mezun olup New York Üniversitesi’nde İşletme ve İnsan Kaynakları Yönetimi’ni bitirmiş.

Fatih Türkmenoğlunun Ağzından Kendisi: " Benim hep bir yerlere gitme isteğim vardı, çocukluğumdan beri. Çok gezen bir aile de değildik, yazları Yalova’ya, bir de kaplıcaya giderdik. Benim için çok güzeldi. Uçakla bir yere gitmeyi düşününce içim pırpır ederdi; Paris, Şam, New York, ben hepsine gitmeyi isterdim. Kültür sanat, okumak, yazmak, ressamlar hepsine merakım var benim. 40’ıma geliyorum, kültür sanat programı yapıyor ve sunuyorum, profesyonel gezerim ve yazarım. Bütün bunları ben yapıyorum ve keyfim yerinde. Şimdi bir ailem var ve üçümüz birlikte geziyoruz. Hiç rehberlik yapmadım. Ne yapacağımı çok zor buldum. Ne yapmalıyım diye önce her şeyi denedim, yurtdışında okudum geldim. Paşabahçe’nin ihracat bölümünde bile çalıştım ve her şeyden çok sıkıldım ve ‘her şeyi de okudu etti ama’ denilen biri olmak üzereydim ki askere gittim. Her şeyi de çok hızlı yaptım ben. 20 yaşında Amerika’ya gittim geldim, mastır yaptım, askere gittim ve uzun döneme denk geldim. Genelkurmay’da subay olarak askerliğimi yaptım, askerdeyken askerlik uzadı, teğmen oldum, hiç bana koymadı, çok mutluydum, çünkü sürekli okuyordum. 25 yaşında ne yapacağımı bilerek döndüm askerden, gazeteci olacaktım.

Gazetecilik ayrı bir iş kolu, bense oradan değildim; fakat baktım ki çalışma günü, yeri, saati belli değil, her yerde, her an olunabiliyor ve kendimi keşfettim, ‘ben hep başka hikayelerin peşinden koşmalıyım ve başka yerlerde olmalıyım’ dedim. İlk kez Sabah’ta başladım. Gezerek gazetecilik yapmak bana çok iyi geliyor ve insan her yerde insan yine kendini buluyor ve ben bir yerde bir gün bile kalsam kendime kendi dünyamı yaratabiliyorum. On dolarlık bir otelde bile kalsam kendi dünyama dönüştürüyorum orayı. Evim yapıyorum. Her şeyi merak ediyorum. Yangınları, insanları, depremleri her şeyi merak ediyorum. Onun için de gezerek gazetecilik yapmak çok iyi geliyor bana. Sabah grubunda başladım, NTV kurulurken oraya geçtim, beş sene sonra CNN Türk ve CNN International’da çalıştım, arada Amerika’ya gidip geldik ve şimdi hem CNN Türk, hem de Milliyet’te çalışıyorum."

“Beni etkileyen yüzde yüz insanlar. Ben de çok gezdim, 50 ülke gördüm, bir kısmını 20 kere filan gördüm, vatandaşlık bilincinin oturduğu yerleri daha çok sevdiğime karar verdim. İtalya’nın bilmemne kasabası çok güzel filan, evet romantik olarak güzel ama kendimi orada yaşar göremiyorum. Medeniyet için çaba sarfetmek gerekiyor, bu da vatandaşlık bilinciyle oluyor. Mesela Kuzey ülkelerinden yıllarca nefret ettim ama şimdi çok seviyorum. Bu anlamda Viyana’yı seviyorum, hem kalabalık, hem değil, güzel. Türkiye içinde Ayvalık’ı çok seviyorum.”


Alıntılar: The Gate Online Dergi Tav'ın Ücretsiz Dergisidir - Makaleler

1 Yorum:

tolga dedi ki...

blogum için bir tema arayışındayım bana temanın ismini söylermisin arkadaşım çok güzel içerikli bir site hazırlamışsın